Bu hafta Otomatik Portakal kitap incelemesi yapmaktayız.

Etkileyici kitaplar her zaman kütüphanemin özel yerinde dururlar. Bu kitabın bu özel yere ait olacağını düşünmemiştim. Sadece insanların önerisi ve ismini fazlaca duymamdan dolayı okumaya başladığım kitap sonrasında bende merak, heyecan, farklı bakış açıları gibi izlenimler yarattı.

Okumaya başladığım ilk gün yarıda bırakmayı düşündüm aslında. Çünkü yazarın argo dili ve mütevazi anlatıcınızın kötülükleri hoşuma gitmemişti. Ama kitapları yarıda bırakma gibi bir huyum olmadığından okumaya devam ettim ve iyi ki etmişim.  İlerledikçe ‘eee şimdi n’olacak?’ diyerek hızlandığımı fark ettim. Bu durum kitabın ikinci kısmında başladı diyebilirim. Öncelikle kitabı özet bir şekilde anlatıp sonra da kendi düşüncelerimi yazmak istiyorum.

Otomatik Portakal Kitap İncelemesi

Şimdi suç dolu bir distopya düşünün. Her yerde şiddet, tecavüz var. Can ve mal güvenliği yok, insanların bazıları fütursuzca cesur bazıları ise evinden çıkamayacak kadar korkar. Böyle bir ortamda şiddetin, tecavüzün, hırsızlığın bin bir çeşidiyle insanlara zulmeden henüz 15 yaşında küçük çete sahibi Alex isminde biri. Bu Alex fütursuzca cesur olanlardan. Bu kitabın ilk bölümünü oluşturuyor. 

İkinci bölümde ise Alex’in yakalanarak hapse atılması ve oradan devletin suçluları ıslah etme amacıyla oluşturduğu deneysel bir tedaviye katılmasını anlatıyor.

Üçüncü bölümde ise tedaviden sonra yeniden topluma dönüş ve başına gelenlerden bahsediliyor.  

Kitapta ilk dikkatimi çeken şey bir suçlunun ıslah edilmesinde bilimsel deneyler kullanılması bu deney sonucunda kişinin zoraki iyi bir insan olması, özgürlüğünün ve tercihlerinin elinden alınmasıydı. Peki kötülük bir tercih konusu olmalı mıydı? ‘Gerçekten iyilik zoraki mi yapılırdı yoksa bir seçim miydi?’ ‘İnsanlar iyiliğin peşine düşmüyor bunu sorgulamıyorken neden kötülüğü sorguluyordu? 

Kitabı okurken herkes olmaya çalıştım.  Alex, hükümet, mağdurlar… 15 yaşında bir çocuk neden bu kadar kötü? Mütevazi anlatıcınız neden şiddetten zevk alıyor? Bunu nedeni devlet miydi? Tanrı mıydı? Aile miydi? Belki de hepsi.  

Sonra hükümet ben olsaydım ne yapardım? Mağdurları nasıl korurdum? Kötüleri öldürür ya da zoraki iyi yapmak için bu deneyi kullanır mıydım? Belki de kötülüğün bu kadar ilerlemiş olduğu bir yerde zoraki iyilik olması gerekiyor.

Otomatik Portakal Kitap İncelemesi

Peki mağdur ben olsaydım? Bana bu kötülüğü yapan ölsün istemez miydim? Devlet bunları cezalandırmakta yetersiz kalsa ben de kötü olmaz mıydım? O kadar çok şey takıldı ki kafama bu kitabı okurken. Mütevazı anlatıcınız gibi kitabın sonunda ‘Eee şimdi n’olacak ‘diyordum. Alex gerçekten kötülük yapmayı bırakacak mı? Islah evinden çıkışı, yaşadığı deneyimler onu gerçekten evlenecek kadar büyüttü mü? 

Okumanızı içtenlikle istediğim bir kitap. Argolardan benim gibi rahatsız olmayın çünkü o adı üstünde Otomatik Portakal kardeşlerim.

Otomatik Portakal kitap fiyatı ise 10 TL civarındadır. DR ‘den Satın Al | BKM ‘den Satın Al

Otomatik Portakal Kitap Yorum Videosu